Meydan Okuma


1

2023 yapımı ”Vyzov”- Meydan okuma filmi, uzayda çekilen ilk uzun metrajlı Rus filmidir.

Filmin otuz dakikalık bölümü gerçek uzay ortamında, Uluslararası Uzay istasyonunda çekilmiş. Stüdyoda yapılan efektli, hileli bir çekim söz konusu olmaması, filmi büyüleyici kılıyor bana göre.

Çok güzel bir hikaye. Muhteşem bir oyunculuk. Hayatımda bugüne kadar seyrettiğim en güzel filmlerden biri diyebilirim.

Yer yer adrenalin dozu çok yüksek, yer yer düşündüren, çok fazla empati yaptıran; filmin başından sonuna kadar izleyicinin nabzını hikayenin iniş çıkışlarına hapseden bir anlatım.

Seyretmeye başladığın an hikaye seni içine alıyor ve bütün hücrelerinle her şeyi hissetmeni ve yaşamanı sağlıyor. O yüzden tarafsız kalma şansın olmuyor 🙂

Daha filmin başında farkına varmadan, iki doktorun sohbetindeki soruyu sen de onlarla birlikte didiklemeye başlıyorsun…

”İnsanoğlu neden uzaya gitmeyi bu kadar çok istiyor? Neden ömrünü, uzun eğitim alıp, bu keşfe harcar?” ve bunu yaparken de ölümün nefesini ensesinde hissetmesine rağmen neden keyif alır?

Evet, herkesin bir cevabı vardır bu soruya. Ama cevap vermeden önce doktorun şu sorusuna takılabiliriz, ”Dünyada hiçbir şeyi tam olarak çözemiyoruz. Ama uzaya gitmeye kalkıyoruz. İki yatak odalı bir dairede nasıl geçinebileceğimizi bilmiyoruz, ama uzaya gidiyoruz”…

Aynen öyle demek istiyoruz ama, ”Belki de insanoğlu Dünya’da yanıt bulamadığı sorulara uzayda yanıt bulmayı umuyordur”, cümlesi de farklı düşüncelere ve farklı sorulara götürüyor bizi…

Herkes hayatın anlamını farklı yerlerde ve farklı yöntemlerde arar ve herkes hayatı kendine göre anlar, yaşar ve ölür derken yakalıyoruz kendimizi.

Bu noktada film, ”Hayat yolculuğu bir meydan okuma değil midir” sorusunu önümüze bırakıp, bizi uzaya götürüyor. Asıl hikaye de burada başlıyor…

Bana göre filmin asıl meselesi bir doktorun uzaya gidip, yaralı bir kozmonotu ameliyat etmesi değil. Filmin merkezinde insanın imkansız görünen bir şeyi yapmaya karar vermesi.

”Bir insan, başka bir insanı kurtarmak için kendi sınırlarını ne kadar aşabilir ve ne kadar ileri gidebilir” sorusu bir anlığına insanın kanını donduruyor. Çünkü burada her şeye, herkse, ölüme bile meydan okuma söz konusu.

Bir cerrah, bir kadın imkansız gibi görünen bir şeyi yapmaya karar verirken, ”Yapabilir miyim” diye kendine sorduğu soruya, ”Bunu yapabilecek birisi varsa, neden ben olayayım” cevabı hikayeyi birazcık da kadının gücüne vurgu yapmak gibi düşünülebilir 🙂 Çünkü gerçekten bir kadın, bir kişiye veya bir şeye meydan okuduysa başarılı olmama ihtimali azdır 🙂

İşte bu noktada meydan okuma, bilgiden ziyade cesaretle beslenmeye başlıyor.

Bence buradaki cesaret, kadın cerrahın önce kendine meydan okumasıyla harekete geçiyor. Kendi korkularına, kendi travmalarına, kendi kayıplarına ve kendi sınırlamalarına meydan okuması hesaplaşmayı da getiriyor. Kendisiyle, herkesle ve her şeyle hesaplaşma…

Filmde hesaplaşma kısmı çok güzel yansıtılmış bence. Hikayenin içindeki herkes ve hikayeyi seyreden herkes bir şekilde, bir şeylerle hesaplaşmak zorunda kalıyor 🙁

Ama dünyadaki hesaplaşmaya nazaran uzaydaki hesaplaşma daha açımasız oluyor. Sonucu da daha keskin, net ve daha güzel oluyor…

Filmin en güzel kısmı ameliyat bence. Buradaki iki kişilik meydan okumasında sadece iki şık var: Ölmek ya da Hayata yeniden tutunmak…

Ameliyat boyunca ameliyat edilen kişi, ameliyat eden kişi ve bunu seyreden kişi de ölümün nefesini iliklerine kadar hissediyor. Nabızlar yükseliyor, zaman zaman nefesler tutuluyor…

Ayrıca bir doktordan bir mucize bekleniyor, diğer taraftan da sistemin talimat ve yasakları devreye giriyor. Bu da tansiyonların yükselmesine neden oluyor. Çünkü yaralı kozmonot ameliyat sırasında, uzay istasyonunda ölürse savcılık el koyacak olaya. Ama dünyaya inerken ölürse bu sadece bir kaza olarak kabul edilecek.

En güzel meydan okuma da burada yaşanıyor. Kadın cerrah sistemin talimatlarını umursamadan devam ediyor. Ölümle yaşam arasında bir cambaz gibi, tek başına ilerlemeyi seçiyor…

Bu noktada da çok güzel bir şey oluyor. Bütün korkuların, engellerin, sınırlamaların düğümü çözülüyor ve kazanan Sevgi oluyor. İnsan sevgisi, meslek sevgisi. Sevginin bütün halleri 🙂

”Sevgi en etkili ilaçtır. Dünyayı ve insanları sevgi kurtaracak” gibi klasik cümleleri tekrarlamak istemem. Ama gerçek bu 🙂

Ayrıca kadın cerrahla birlikte, uzaydan dünyaya bakınca bunu düşünmemek elde değil…

Yukardan bakınca sınırlar yok oluyor. Rusya yok. Amerika yok. Şehirler yok. Sokaklar yok. Sadece küçücük, kırılgan bir gezegen ve bütün varoluşu içine alan Sevgi…

Filmin ana mesajı da bu bence. Ne olursa olsun yeniden sevme cesareti gösterebilir. Yeniden hayata tutunup, yeniden başlayabilir. Ve bu cesaret yeni çözümler ve yeni güzellikler getirebilir hepimiz için…


Like it? Share with your friends!

1
Meliha Doğu

One Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Kesinlikle izlediğim en iyi bilim kurgu filmlerinin başında geliyor. Neredeyse yayınlanan hiç bir bilimkurgu filmini ve dizisini kaçırmayan ben, ilk kez stüdyoda değil gerçek uzay ortamında çekilmiş olan bu filmi izlerken çok heyecanlandım, nefesimi tuttum ve hiç bitsin istemedim.