Penceremdeki Karga


2

Bu sabah saat beş bucuk gibi, pencereme gagasıyla vuran ve garip sesler çıkaran bir karga tarafından uyandırıldım. Önce irkildim, ya da birazcık korktum…

”Niye benim penceremi seçmiş, Bana ne anlatmaya çalışıyor, Kötü bir şey mi olacak acaba?” cümlelerin arkası gelmesin diye kalkıp, perdeyi açmaya niyet ettim. Karga bana kendini göstermeden, uçup gitti.

”Haksızlık ya, biraz daha uyuyabilirdim”, diye söylenerek tekrar yattım. Ama zihnim, ”Hayat adil değil zaten”,diyerek, hızına yetişemediğim soruları harekete geçirdi.

Beni bilen bilir, sorularla aram iyidir. Ama sabahın bu saatinde onlara hazırlıksız yakalandım…

”Karganın bana vermeye çalıştığı mesaj neydi? Ne yapmam gerekiyor? Yanlış bir şey mi yaptım acaba? Neyi düzeltmem gerekiyor hayatımda? Neyi öğrenmem gerekiyor? Hangi konuda kendimi veya başkalarını affetmem gerekiyor? Sağlığımla ilgili neye dikkat etmem gerekiyor? Neyle yüzleşmem, neyi kabul etmem ve bırakmam gerekiyor?”

Bu soruları daha ağır, varoluşsal sorular da takip etti- ”Ben kimim? Hayatın anlamı nedir? Neden hayat adil değil?…

Uykum zaten açılmıştı, ama bu sorular ruhumu iyice daralttı. Kalkıp, yazmaya karar verdim.

Neticede her birimiz kendi terapistimiz olma gücüne sahibiz. Ben böye düşünüyorum. Benin terapim de yazmaktır. Ben yazarak daha kolay yüzleşirim gerçeklerle, kabul edip, değiştirmem gerekenleri daha net görürüm ve bunları yazınca da içimde biriken yüklerden, zehirlerden kurtulurum 🙂

”Ben kimim” sorusuyla başlıyorum…

Siz de kendinize bu soruyu sorar mısınız. Gülmeyin gülmeyin, ciddi ciddi sorun. Kendinizi kandırmadan da kendinizi dinleyin.

Bu soru bazen canımızı acıtabilir. Hayatımızın farklı farklı dönemlerinde, farklı cevaplar verebiliriz. Çoğu zaman bu sorunun cevabını, kendimizi diğer insanlarla kıyaslayarak bulmaya çalışırız. Bazen kendimize kızar, yargılar, kendimizi kaybolmuş hissederiz ve kendimizi sevmekten vazgeçeriz.

Ama derin bir nefes alıp tekrar, ”Ben kimim? Benim için önemli olan ne? Kendimle nasıl barışıp, dengeli bir ilişki kurabilirim?…. Ve buna benzer sorular sormaya devam edersek, sonunda yüzümüzü gülümsetecek ve ruhumuza iyi gelecek cevaplar bulabiliriz…

Neticede iyiliğin ve kendimizi sevmenin içten gelen bir özellik olduğunu hatırlar ve dıştan gelen sıkıntılarla yok edilemeyeceğini fark ederiz.

”Hayatın anlamı ne?” sorusuna gelince…

Uzmanlar, her insanın o anlamı kendi içinde bulması gerektiğini söyler. Ama bu çok zor bir iştir.

Çünkü insan bu yola girince bazen ağır bedeller ödemek zorunda kalır. O bedeli öderken de, ya vazgeçip başkaları gibi olmak zorunda kalır. Ya da devam eder. Yalnız kalarak; kendini kandırmadan, savunma mekanizmalarını devre dışı bırakarak kendini keşfeder. Bu keşfetme yolculuğu da ömür boyu sürer. Milim milim ilerlemek, görmek, düşünmek, yüzleşmek, arınmak, affetmek ve öğrenmek.

İnsan kendini de hayatı da son nefesine kadar öğrenmeye ve çözmeye devam eder bana göre.

O yüzden yıllardır aynı yerde duran, her şeyi bildiğini iddia eden; her şeyi öğrendiğini ve tam olduğunu düşünen insanları ben hiç anlayamam. Bunun mümkün olmadığını düşündüğüm için de, kendilerini kandırıyorlar der, geçerim.

Peki, ”Hayat adil değil” cümlesi size ne hissettiriyor ve ne düşündürüyor…

Ben çok küçük yaşta hayatın adil olmadığını ve olamayacağını öğrendim. Adil olması için yapabileceğim bir şey olmadığını da…

Anneannemin bazı cümleleri ışık tuttu bana bu yolda. ”Onu öyle kabul edip, öyle sevelim, Öyle de olabilir, Olmuş artık, Olduğu gibi kabul et, Olanı ve karşındaki insanı da değiştiremezsin”…

Bu da bana, başıma ne gelirse gelsin, hayata devam edebilmek için aynı konulara takılıp, aynı duygular içinde debelenip; aynı acılara ve üzüntülere kendimi hapsetmek yerine affetmeyi öğretti.

Yüzleşmek, kabul etmek, arınmak; kendimi ve herkesi affederek içimde biriken yüklerden ve zehirlerden kurtulmak…

Ayrıca affetmenin en iyi tarafı insanı ruhsal, zihinsel, hatta fiziksel olarak hafifletmesi 🙂

Bence hiçbir terapist bizi bizden daha iyi anlayamaz, çözemez ve iyileştiremez.

İşte böyle…

Bu sabahın erken saatlerinde pencereme gelen ve beni uyandıran karga bana bu satırları yazdırdı 🙂 Yazmak bana çok iyi geldi. Gülümsetti. Hayatın aslında o kadar ciddi, önemli ve dayanılmaz olmadığını hatırlattı 🙂


Like it? Share with your friends!

2
Meliha Doğu

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir