On Birinci Roman, On Sekizinci Kitap- Dag Solstad


0

Yazar olarak Dag Solstad’ı bu romanıyla tanımış oldum. Onu tanıtan yazıda, ülkesindeki en prestijli Edebiyat ödüllerinden biri olan- Norveçli Eleştirmenler Ödülünü üç kez kazandığını okuyunca, merak edip kitabı aldım ve okumaya başladım.

Romanın ilk sayfasındaki şu cümleler beklentimi daha da arttırdı, ”Tüm kişisel eşyası bunlardı-Dostoyevski, Puşkin, Thomas Mann, Celine, Borges, Tom Kristensen, Marquez, Proust, Singer, Heinrich Heine, Kafka, Kundera, Freud, Kiekegaard, Sartre, Camus”…

Ama 125 sayfalık kitabı neredeyse bir haftada okudum.

Düşündüren, merak ettiren ve binlerce soru sorduran bir hikaye. Ama anlatma biçimi ve ritmi zaman zaman bana yorucu ve bunaltıcı geldi.

Okurken hikayeyi bir kameranın gözünden bakıp, takip ettiğim hissi vardı. O kamera bazen kahramanın kendini mahkum ettiği insanlara ve olaylara o kadar uzun ve ayrıntılı veriyordu ki, ara verip nefes alma ihtiyacı duydum.

Bazen de sert sıçrayışlar yaparak, ”Bir dakika, ne alakası var ki, Bu adamın amacı ne”, diye düşündürüp kafa karıştırıyordu.

Diyeceksiniz ki, ne güzel beyin jimnastiği yaptırmış. Ama o beyin jimnastiği nedense hep çıkmaz sokaklara götürdü beni.

Yazarın neden birçok soruyu havada asılı bıraktığını çözmeye çalışırken, internette bu romanın iki devam kitabı olduğunu öğrendim. Yani işin içinde iyi planlanmış bir satış ve diğer kitapları okutma stratejisi var diye düşünmeden edemedim. Tek bir hikayeyi uzata uzata, üç romanda anlatması bana pek çekici gelmedi.

Bjorn Hansen’nin büyük projesinin, ”Büyük Reddi”nin sebebini merak edenler muhtemelen diğer iki kitabı da okumuştur ya da okuyacaktır. Ama benim okumaya niyetim yok şimdilik.

Bu romandaki bazı soruların şimdilik havada asılı kalması bana daha doğru geldi. Böylece istersem veya istediğim zaman o soruların cevabını bulabilir, değiştirebilir ve kendimce tamamlayabilirim.

Örnek vermem gerekirse…

= Bjorn Hansen’in neden evliyken küçük sevgilisiyle yaşadığı ”çalıntı mutluluk oyunu’ nun can çekişmeye başladığını göre göre, birçok şeyden vazgeçerek onun peşinden taşraya gider?

Bu sorunun cevabı bence bu cümle deği, ”Onun yüzü ve bedeninden gelen daveti kabul etmemeyi seçerse hayatının sonuna dek pişmanlık duyacağından korktuğu için her şeyi terk etmişti…”

Ya da, ”Çevresinde devamlı gerginlik sinyalleri gönderen bu son derece huzursuz, günün yirmi dört saati icat çıkaran, olay yaratan kadının daima yanı başında olabilmeyi, kelimenin tam anlamıyla ahlaki bir zorunululuk ” gibi hissetmesi de mantıklı değil.

= Bjorn Hansen, iki yaşında terk ettiği oğlu onun evinde yaşamaya geldiğinde neden aralarındaki buzları eritmek için hiçbir şey yapmıyor?

En önemli soru ise ”Büyük Red” diye adlandırdığı , ince ince düşünüp tasarladığı ve hayata geçirdiği proje sayesinde; felçli olmadığı halde neden kendi kendini tekerlekli sandalyeye mahkum etti? Bu konuda herkese yalan söyleyerek nasıl bir tatmin bulutu içine kendini Hapsetti?

Ben bu soruları şimdilik böylece bırakıyorum…

Bu kitabı okumanızı tavsiye eder miyim? Hem evet, hem hayır 🙂


Like it? Share with your friends!

0
Meliha Doğu

0 Comments

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir