Son günlerde beynimde ve dilimin ucunda hep aynı bilelik hikayesi dolaşıyor…
Bana bu hikayeyi hatırlatan kişi veya kişiler aslında her an, her yerde hepimizin karşımıza çıkıyor 🙂
Özellikle de pandemiden sonra bu tarz kişiler mantar gibi türedi. Sanki pandemi sırasında bazı kişiler, dünyadaki bütün bilgileri yalayıp, yuttular ve bunun sonucunda her şeyi ve her şeyin en doğrusunu onlar bilir oldular.
Yani ortada, ”Hoca” kelimesine sıkı sıkı yapışan, büyük bir iştahla kimsenin bilmediği şeyleri anlatmak ve öğretmek için parmak sallayan bir sürü insan dolaşıyor:)
Gülümsediğinizi görür gibi oluyorum…
Üniversitedeki hocam (Ünsal Ozkay), bu tarz insanlara, ”Bokolog profesörler” derdi.
Çünkü onlar hangi konu açılırsa açılsın, hemen mikrofonu ele alırlar ve anlattıkça anlatırlar. Bilim, İlim. Edebiyat, Siyaset onlardan sorulur. Konuştukça konuşurlar. Başkalarını dinlemek, başkalarından bir şey öğrenmek, susup birazcık kendini dinlemek onların kitabında yoktur.
Benim bu tarz insanlardan bir ey öğrenme şansım yok. Bir noktada ruhum daralıyor, beynim ütülenmiş gibi oluyor ve kısa devre yapıyor 🙂 Soru sorma ve sorgulayıp, düşünme şansım olmayınca benim algılamam duruyor ve zihnim başka bir yere zıplıyor…
Neyse dönelim biz bilgelik hikayesine.
Bir çoban dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Yanına son model bir araba yaklaşmış. Tepeden tırnağa marka elbiseli genç bir adam inmiş ve parfüm kokusunu etrafa saça saça çobanın yanına gelmiş.
”Eğer kaç tane koynun olduğunu bilirsem, bana onlardan bir tanesini verir misin” demiş.
Çoban, ”Neden olmasın” diye cevap vermiş.
Genç adam arabasına dönmüş, cep telefonunu bilgisayarına bağlamış. Bir NASA sitesine girmiş. GPS’sini kullanarak yeri taramış. Excel tablosu açmış ve bir sürü hesaplamalar yaparak 150 sayfalık bir rapor hazırlamış.
Tekrar çobanın yanına gelmiş, ”Sen tam olarak 1586 koyuna sahipsin”, demiş.
Çoban, ”Doğru. Bir koyunu alabilirsin”, demiş.
Genç adam koyunu almış ve arabanın arkasına koymuş.
Çoban, genç adamın yanına yaklaşmış ve ”Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem, koyunumu geri verir misin”, demiş.
”Evet. Neden olmasın”, diye yanıtlamış genç adam.
Çoban,”Sen dünya Bankası’nda Danışmansın” demiş.
Genç adam çok şaşırmış. ”Nasıl bildin” diye sormuş.
Çoban, ”Çok basit. Buraya çağırılmadan geldin. Bu bir. İkincisi, benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyun aldın. Üçüncüsü, yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun. Çünkü koyun yerine köpeğimi aldın”, demiş.
Hikaye bu kadar 🙂 İsteyen istediğini çıkarabilir bu hikayeden 🙂
Bana gelince, ben hayatımın sonuna kadar öğrenci olarak kalmak istiyorum. Çağımızda bilgiler ışık hızıyla değişebiliyor bazen. Bu bilgilere yetişebilmek için her gün öğrenilecek yeni şeyler peşinde koşmayı tercih ediyorum. Yetişemeyeceğimi bile bile koşuyorum 🙂
Ayrıca hiç kimsenin, her şeyi bilme ihtimali olduğunu da düşünmüyorum 🙂

0 Comments